Blogger tarafından desteklenmektedir.

8 Kasım 2014 Cumartesi

Gönderen Misha M zaman: 08:02
Tepkiler: 
 TOP 10  AĞLATAN JAPON DİZİ-FİLMLERİ

Bayadır yazamadığım sözüm olan en çok ağlatan dizi ve filmler listemi sonunda yazıyorum. *utanır* Neyse önemli olan sonuç der, kıvırırım. Öncelikle listeyi nasıl hazırlayacağım küçük bir bilgi vereyim. Ben aşırı zor ağlayan birisiyim. Herkesi zırıl zırıl ağlatmış hiçbir aşk hikayesi beni gram ağlatmadı. Buna bakarak liste hazırlarsam çok yanlı bir liste olacak. O nedenle şöyle bir şey yapıp hem kendi kişiselimi hem de geneli göze alarak hazırlayacağım ve bu dizi filmleri kiminle izlediysem onlarında ağlama oranlarını yazacağım. Zaten okurken göreceksiniz maddelerde. Neyse. Keyifli okumalar. Hemmeen başlayayım.

10) MİOKA (Dizi)

Ağlatma katsayısı: 10/6.5
Türü: Romantik, Dram
Misha’nın genel puanı: 7.8
BEN: Ağlamadım
Diğerleri: Ağladı ‘’Lütfen benim şahidim ol. Yaşadığımın şahidi olacaksın, tamam mı? Bu gözlerin içinde hayatımın kazınmış olduğunu görüyorum. Ve öyle ki, o asla yok olmayacak. Kalbine oyulmuş bir şekilde… ‘’

Mioka kızımız, beyninde bir rahatsızlığı olan bir üniversite öğrencisidir. Fazla ömrü olmadığını, en azından tedavisi henüz tam bilinmez. Kızımız hayattan umutlu değildir ve birazda bunun etkisiyle canı ne isterse yapan, azdan çok bad girl bir kıza dönüşür. Bir gün çatının ucundayken aşağıdan bizim şapşik oğlumuz onu görür ve intihar edeceğini düşünür. Hemen koşarak yukarı çıkıp onu vazgeçirmeye çalışır ki kız intihar etmek istemediğini, buradan dünyanın daha güzel göründüğünü söyler. Böylece ikilimiz tanışmış olur. Miokacığımızın hali hazırda sevgilisi olsa da bir süre sonra ikili tuhaf bir çekime kapılacaktır elbette. Pekii, klişe mi? Aralarındaki ilişki ve arkadaşlıkları çok sevimli bir kere. Mesela kızın o başına buyruk hallerine karşı çocuğun çekingen hali alışılagelmişin dışında bir şey. Genelde tam tersi olur değil mi? Evet. Neyse şimdi ağlatma kısmına gelelim. Ben ağladım mı? Hayır. Ama bunu izleyen çoğu kişisinin çok duygulandığını, duygusal olanların ise kesinlikle ağladığını okudum. Eğer duygusalsanız kesin ağlarsınız değilseniz benim gibi diziyi beğenir, etkilenir ama ağlamazsınız. Sonuç olarak izleyin. Sevimli bir dramdı. İlişkileri özellikle çok şirindi.

Çok sevimlileeer ♥
                                       

9) ZETTAİ KARESHİ (Dizi)

Ağlatma katsayısı: 10/7
Türü: Romantik/Komedi/Bilim Kurgu
Misha’nın genel puanı: 10/9
Ben: Ağladım
Diğerler: Ağladılar


‘’Seni seviyorum Riko, her halinle… Ağzı açık uyuyan Riko, kızgın Riko, gülen Riko, güzel kekler yapan Riko, elinden geleni yapan Riko… Hepsini seviyorum. Ağlama, gül Riko! Çünkü gülüşün herkesi mutlu edebilir.’’

Aşk hayatı yerlerde bir kız düşünün. Kızımızı fark eden bir aşk robotu üreticisi kobay olarak alıyor kızı ideal erkek anketine sokuyor. Kızımıza yüzlerce soru soruluyor. İdeal erkeğiniz romantiklik derecesi ne olsun? Çok. İdeal erkeğiniz yemek yapabilsin mi? Aşırı iyi yapsın. İdeal erkeğinizin boyu? Çok uzun. Kası? Çok kaslı gibi. Hani ütopya erkek. Kız ne olduğunu bilmediği için kafasındaki ütopya erkek nasılsa aşırı abartıp dolduruyor anketi. Sonra aradan biraz zaman geçiyor kapıda bir paket. Huh? O da nedir? Öperek çalışır? Bizim aşk robotumuuuuz. Aşk hayatı berbat olan kadınlar için üretilen ideal sevgili robotu deneme sürümü. İlk deney olarak kızımıza yolluyorlar hikaye böyle başlıyor. Kızımız bir pasta şirketinde çalışıyor orada da pasta kadar şeker bir müdür var. Kızımız robotu başta istemiyor. Robotla aşk mı olur be kafasında. Ama… Gelin görün ki… Knight… Robotumuz… Neyse ben susar. Dünyanın en komik ve şirin dizilerinden. E güzelim türüne romantik komedi yazmışsın, şirin de diyosun nerde ağlıcaz biz? Sonunda bir kare var. Sahne değil. Sadece bir fotoğraf karesi şeklinde tek bir kare. O kare benim gibi hiçbir aşk filminde ağlamayan beni, evet iki damla da olsa ağlattı. Sordum, beni iki ağlatan başkalarını kaç ağlattı? Baya ağlayanın olduğunu öğrendim. Görün, ne tuhaf bir dizi. Güldür romantizme doyur sonra hoop tek bir karede zırıl zırıl ağlat. Nasıl bir dizisin sen be? Güzel güzel. Aklıma geldi yine şapşik Knighto… Ne şirindin be!




8) LOVE LETTER (Film)

Ağlatma katsayısı: 10/7
Türü: Romantik, Dram
Misha’nın genel puanı: 10/8.7
Ben: Ağlamadım
Diğerleri: Ağladılar

‘’Fuji… Hala o şarkıyı mı söylüyorsun? Üşümedin mi?  Hiroko’yu senden çalıyorum. Hadi Hiroko… Sen de bir şeyler söyle.’’

‘’Nasılsın? Ben çok iyiyim! Fuji nasılsın? Ben çok iyiyim. Nasılsın Fuj? Ben çok iyiyim…’’ *izlemeyen anlamaz burayı*


Bu çok eski Japon filmi. Hikayesi, duruşu resmen 90’lar kokuyor zaten. Konusu, iki yıl önce nişanlısı ölen bir gen kadın. Nişanlısının yıllığıma bakarken, orada eski ev adreslerini görüyor. Nişanlısının annesi orası yol oldu artık kimse yaşamıyor diyor. Bunun üzerine kızımız nişanlısına mektup yazıyor. Hani nasılsa artık orda bir ev yok. Ölüye mektup yazmak gibi… Ölmüş nişanlısına nasılsın? Yazıp yolluyor. Tuhaftır ki… Cevap geliyor. Fantastik değil tabi ki. Nasıl oluyor izleyip, görelim. Bu film ‘Kore’de en çok izlenen Japon filmi’imiş. Kore ile alakam yok ama, dip not olarak düşeyim. Güzel filmdir. İzleyin, izlettirin.




7) HEAVENLY FOREST (Film)

Ağlatma Katsayısı: 10/7
Türü: Romantik, Dram
Misha’nın genel puanı: 10/8.5
Ben: Gözüm doldu
Diğerleri: Ağladılar

‘’+Hayatımdaki tek öpücük… İçinde gerçek aşkı barındıran… Söylesene Makoto… O öpücükte birazcık ta olsa aşk var mıydı?

-Kesinlikle vardı. Hem de birazdan daha fazla. Sen benim… Her şeyimdin.’’


En bilindik Japon filmlerinden biridir zaten Heavenly Forest. Bilmeyenler için kısaca özetleyeyim. Çok farklı bir hastalığı olan, o yüzden üniversiteye gitmesine rağmen küçük bir çocuk gibi görünen, tuhaf giyinimli kızımız Shizuru ve onun ilk gördüğü andan itibaren deli gibi aşık olduğu hobisi fotoğraf çekmek olan kendi halinde bir üniversite öğrencisi olan Makato-kun. ‘’O, bana hep yalanlar söyledi.’’ Makato’nun bu cümlesiyle başlayan ve biten film, o kadar masum ve güzel bir aşkı o kadar güzel işliyor ki… Birlikte gizlice gidip fotoğraf çektikleri Cennet Bahçesinden alıyor ismini film. Kızımız ‘’bu hastalığa yakalananlar, aşık olduklarında ölüyor.’’ Diyor ortalarda bir yerde. Ne demek istiyor ki yahu o ne biçim hastalıkmış? Demeyin. Öyle bir hastalık cidden. İzlemediyseniz, izleyin, izlettirin. Çok aşırı olmasa da, ağlatıyor.







6) NOBODY KNOWS (Film)


Ağlatma katsayısı: 10/8
Türü: Aile, Dram
Misha’nın genel puanu: 10/10
Ben: Çok ağladım.
Diğerleri: Ağladılar

‘’Dare mo shira nai. / Kimseler Bilmez.’’


Sanat filmi aşığı birisi olarak, bu bol ödüllü filmi izlemem ayıp olurdu herhalde. Filmin konusu, hayatını farklı yollardan kazanan bir anne ve her biri başka adamlardan olan en büyükleri 11 yaşında olan dört çocuk. Annenin bir gün ‘döneceğim’ deyip bir miktar para bırakıp gitmesiyle tek başlarına kalan 4 çocuğun hikayesi. En büyükleri 11 yaşında… Bak ben yine bi duygusallaştım. Dedim ya, romantik şeylere ağlamam ben. Ama işin içinde çocuk varsa bilin ki en ufak bir sahnede bile deliler gibi ağlarım. Mesela bu filmde bir sahne var. Çocuklardan en küçüğün bir büyüğü, manik depresif özellikler gösteren yani, çok kötü hayat şartlarında büyüdüğü halde sürekli tuhaf bir enerjisi olan ve gülen bir çocuk. Sularının faturayı ödeyememelerinden dolayı kesilmesiyle kocayla çeşmeden su almaya giderken dondurma yiyen çocukların önüne geçip kocayı başına geçirip, ‘susamadım ki ben, hehe’ diye gülmesi beni yuvarlanarak ağlattı. Bildiğin burnumu peçete tıkayıp ‘ya amaaa senin gibi annenin ben hımhh hımhh* ben hımhh hımmhh’ eşliğinde ağladım. Hele bir sahne var ki… O ayakkabısındaki ses… Tamam, sustum. İzleyin arkadaşlar. Romantik duyguları var çoğunuzun ama birazda böyle filmler izleyin. Hayatın içinden, gerçek hikayeler.



*hımhh’lar benim burun çekişlerimdir.

Not: Buradaki 11 yaşındaki çocuk oyuncu en iyi erkek oyuncu ödülünü o yaşta kucaklamıştır.

5) İLK AŞKIMI SANA VERİYORUM (Film)

Ağlatma katsayısı: 10/8.1
Türü: Romantik, Dram, Okul
Misha’nın genel puanı: 10/9
Ben: Gözüm doldu
Diğerleri: Çok ağladılar

‘’Mayu, sevgilim… Hastanede olduğum 7 yıl boyunca düşündüm. Eğer buradan sağ kurtulabilirsem sana bir öpücük vereceğim. Sonra elini tutup, sana sıkıca sarılacağım. Daha sonra da… Senden ayrılacağım. Benimle olduğun zaman, ağlıyorsun. Nasıl sen benim her zaman aklımdaysan, benim hastalığımda her zaman senin aklında. Ne zaman öleceğim diye endişelenip duruyorsun. O yüzden ağlamaya devam et. Hala yaşıyorken, senden ayrılacağım.’’

Zaten herkesin ilk Japon filmlerinden bir tanesidir bu film. Konusunu çok hızlı anlatacak olursam, Takuma ve Mayu birbirlerinin çocukluk aşkıdır. Takuma doğuştan kalp hastasıdır ve Mayu’da doktorunun kızıdır. Hastanede tanışıp, birlikte büyüyüp aynı okullara gelen Takuma-kun ve Mayu-chan, Takuma’nın hastalığı yüzünden Mayu’nun ona bağlanmasını istememesi üzerine lisede ayrılmak zorunda kalırlar çünkü Takuma bizim fen lisemiz gibi bir yatılı okulu tercih eder ve bizim tembel Mayu’muzun orayı kazanmasına imkan yoktur. Peki bizim tatlı Mayu’muz bu işin peşini bırakacak mı? İşte öyle başlayan hikayemiz, onların şirin çocukluk aşkları, okuldaki diğer çocuk, Takuş’un hastalığı, şirin bir film, dramatik, hüzünlü… İşte öyle gençler. En sevdiğim filmlerdendir. Ah bir de, size bu filmle ilgili ufak şahsi bir anımı anlatmak istiyorum madem yeri geldi. İki yıl önce kadar, lys sınavına gireceğiz Haziranın 15’i gibi falan. Yani matematik sınavımıza bir hafta kalmış. Bizde son kez internetten integralin anlamadığımız kısmını bir dinleyelim dedik arkadaşla, son ataklarımız. Bizde kaldı işte. Ama tabi dersten önce bir film attıralım dedik. Baktık, ilk aşkımı sana veriyorum. İzlemiştim ama bir daha izleyesim geldi. Açtık izliyoruz. Ben ilk izlediğimde ağlamadığımdan arkadaşımın da ağlayacağını düşünmedim ne yalan söyleyeyim. Karanlıkta izliyoruz. İzledik, bitti. Ben ‘ayy, ne güzel filmdi’ diyerek ayağa kalkıp ışığı açtım arkadaşımın gözler kıpkırmızı elini başına koymuş hıçkırarak ağlıyor. Ben şok oldum, asla beklemiyordum ağlayacağını. ‘’N-nooldu poket?’’ dememe kalmadan arkadaşım yataktan zıplayıp bilgisayarın başına geçti youtube’u açtı ve integral konu anlatımı izlemeye başladı. Ben hala olayı algılayamadan salak salak arkadaşıma bakıyorum. Bir yandan ağlıyor diğer yandan integral izliyor. Hoca sinüüüüüs x diyor hıçkırıyor hoca tanjaaant y diyor ağlıyor. Bu da böyle bir anımdı. Nokta.
  

4) KOİZORA (Film ve Dizi)

Ağlatma katsayısı: 10/8.3
Türü: Romantik, Dram, Okul
Misha’nın genel puanı: 10/7.8
Ben: Ağlamadım ama üzüntüden başım ağrıdı
Diğerleri: Çok ağladılar

‘’Hiro: Ben gökyüzünde olmak istiyorum. Gökyüzünde olduğumda seni sonsuza kadar görebilirim.
Mika: O zaman bende gökyüzüne baktığımda seni hatırlarım...
Hava ne zaman iyi olursa anlamı sen iyisin demektir.
Ne zaman yağmur yağsa ağlıyorsun anlamına gelir.
Ne zaman güneş çıksa, senin yüzün kızarmış demektir.’’

Ve ne zaman gökyüzü gece olsa sen beni hafifçe kucaklıyorsun demektir...''

Sıra gelmiş Koizora’ya. Yani Sky of Love’a. Yani Gökyüzne aşka. Her sayfada her 10 kişiden en az 7’si bunun ya filmini ya dizisini izlemiştir kesin. Ben ilk önce filmini izlemiştim. Sonra ise dizisini. Şimdi kısaca konusunu anlatayım. Bu internet hikayesi olarak çıkmış 8-10 yıl kadar önce Japonya’da. Aslında son zamanlarda ülkemizde popüler olan ‘’bad boy’’ hikayelerini Japonya çok önceden bu filmde/hikayede/dizide derlemiş gibi. Tabi yine kendi tarzlarında sevimli olarak. Sarı saç Japonya’da isyeean demektir liseli öğrenciler için. Serseri bir bad boy isen o sarı boyatcan abi. *iyi ki öyle bir gayem yok, saçı kaşı simsiyah bir kız olarak yattaraya benzerdim vallahi saçımı sarı yapsam* Neyse, işte saçları sapsarı uçuk kaçık lisemizin bad boy öğrencisi Hiro ve masum, henüz kimseyle çıkmamış Mika. Bir gün Mika kütüphanede telefonunu düşürür. Dönüp aradığında kitapların arasında telefonunu düzgünce yerleştirilmiş olarak buluyor. İçini bir açıyor, rehberindeki bütün numaralar silinmiş yerine yeni bir numara kaydedilmiş. Birden o numara kızımızı arıyor. İşteeee Hiro ve Mika’nın hikayesi böyle başlıyor. Klasiklerin bol bol yer aldığı filmde olaylar öyle tatlı işleniyor ki… Ah ah.. Waratte Mika… O sahne… eheh sustum. İzlemeyen hala kaldıysa gidip izleyin. Ha bir de 6 bölümcük dizisi var Setokuşun oynadığı. O da çok cicidir. Ağlatır. bu film ve dizi için tek eleştirim dünyanın en güzel iki çocuğu olan Setoş ve Haruşa sarı peruk neden takıp oynatırsınız siz? Neden? Why? Nan de?


Filminden bu sahne.

Bu da dizisinden.

3) A MİLLİON STARS FALLİNG FROM THE SKY

Ağlatma katsayısı: 10/9.8
Türü: Romantik, Dram, Aile, Gizem
Misha’nın genel puanu: 10/9.7
Ben: ZIRIL ZIRIL AĞLADIM
Diğerleri: ZIRIL ZIRIL AĞLADILAR


‘’Aşk gibi duyguların ne olduğunu tam olarak bilmiyorum ama... Seni sevdim…’’ *gözler dolar*

Nasıl başlasam bu diziye… Ne desem… Beni son zamanlarda en çok etkileyen, günlerce aklımdan çıkmayan bu diziyi nasıl üç beş kelimeyle anlatasam…Öncelikle şunu söylemeliyim. Yine benim kızgın olduğum kesimin saçma salak yorumlarıyla gömdüğü bir dizi. Hele ki bir Uzakdoğu dizi/film sitesinde ‘çok saçma, atlayarak izledm, iğrençti hele sonu saçmaydı.’ Tarzı bir yorum var ki yazan kişiyi elime verseler yemin ederim parçalara ayırırım. Bu kadar salakça bir yorum, bu kadar sığca ve film/dizi zevkinden yoksun bir yorum daha görmedim. Kızgınlığımın sebebi o yorum yüzünden o diziyi izlemeyi bir yıl ertelemem. Salaklık bende gerçi. O sitedekilere ne bakıyorsun ki sen. Neyse. Sakin olmalıyım… Diziye döneyim. Şimdiii, dünyanın en bad boy herifi belki de bu dizideki Ryo’dur. Kendi deyimiyle istediği her kızın, her kişinin kalbiyle lego parçalarıyla oynar gibi oynayıp şekillendiriyor. Öyle bir etkiye sahip ki, öl dese Ryo ölür, öldür dese öldürürler. Fazla kalpsiz biri. Bir restorantta aşçı yamağı olarak çalışıyor. Ana karakterlerimizden diğeri de tatlı dedektifimiz. Bir cinayet vakasını araştırıyor. Bu cinayet vakası balkondan aşağı atlamış bir kız ile ilgili. Dedektifimiz, kızın intihar etmeyip itildiğini savunuyor. Daha sonra bir şekilde yollarının kesiştiği Ryo’dan tuhaf bir şekilde şüpheleniyor. Bu dedektifimizin bir de kız kardeşi var. Yuko-chan… Yuko’nun arkadaşı olan aşırı zengin bir de arkadaşı var. İyi kalpli Miwa-chan. Ryo, restorantının yemek servisi yaptığı, ultra lüks doğum günü partisinde Miwa ve Yuko ile tanışır. Miwa-chan, parti sırasında dadısından onigiri ister. E lüks partide onigiri? Dedim ya kızımız alçak gönüllü. Hızlıca kapıdan elini uzatır, onigiri almak için. O sırada Ryo kızın bileğini tutar. Kız ‘kimsiniz?’ der yüzünü göremediği kişiye. ‘’Yakında tanışacağız…’’ der Ryo. İşte böyle başlar Ryo ve diğerlerinin hikayesi. Yuko ise, bambaşka bir olay. Ryo’nun o demir yüreğini yumuşatacak kız belki de. O saf hali, o güzel kalbi… Yarası… Anlatılmıyor yahu. Öyle derin bir hikayesi var ki. Vallahi anlatamadım. Sadece şunu diyeyim, tabularınız yoksa, 10 küsür yıl önce çekilmiş bu harika diziyi izleyin. Yani çok sıkı değerleriniz varsa ve sanat yönünden bakamayacaksanız boşa izlemeyin. Biraz ağır bir konusu var dizinin. Hele o finali… Allahııım o finali… Nasıl ağladım, nasıl ağladııııım…  Yahu o sahneler ne güzeldi… O sarılmalar… O öpüşmeler… Yemin ederim ilk kez bir dizide bu kadar aşkı hissettim. Hani o dokunmaya kıyamamalar vardır ya… Öperken acı çekmeler… Allaaaah… Üç gün boyunca dizinin final repliklerini söyleyerek dolandım. Hala aklıma son sahne gelince gözlerim dolar.




Yaaa bu sahneeee T*T Kalpsiz bir erkeği diz çöktürmek T*T Ağlamıyorum hayıııır T*T

2) 1 LİTRE GÖZYAŞI (Dizi)

Ağlatma katsayısı: 10/9.9
Türü: Dram
Misha’nın genel puanı: 10/10
Ben: ZIRIL ZIRIL AĞLADIM
Diğerleri: YUVARLANARAK AĞLADILAR

‘’Düşmenin nesi yanlış? Her zaman tekrar ayağa kalkabilirsin.’’

Artık bunu da anlatmayayım yahu. Çok bilindik herkesin izlediği izlemeyeni dışlayacağım bir dizi. En çok ağlatanlar listelerinin göz bebeği. Omurilik dejenerasyonu hastalığına sahip Aya’nın günlüğünden uyarlanan efsane dram. İzleyip, bir litre ağlayın efenim.


1) ATEŞBÖCEKLERİNİN MEZARI (Anime film)
Ağlatma katsayısı: 10/10
Türü: Savaş, Dram, Aile
Misha’nın genel puanu: 10/10
Ben: HUNHARCA AĞLADIM
Diğerleri: ZIRIL ZIRIL AĞLADI

‘’Nii-chan… sana… pirinç… topu… yaptım…’’

1988’de öyle bir anime film yapmışlar ki… Yani bu filmi… Hikayeyi öyle içten yansıtıp, o el emeği çizimleri öyle güzel yapmışlar ki, benim gibi hiçbir şeyde kolay kolay ağlamayan bir odunu yuvarlanarak ağlattılar. Bir buçuk saatlik filmin son yarım saati musluk gibi ağladım. Ben ki bir damla aksa ağladım derdim filmlerde. Bunda, bildiğin üç kilo ağladım. Hatta yetmedi, birkaç ay sonra o malum sahneyi tekrar açıp üçüncü saniyesinde tekrar hıçkıra hıçkıra ağladım. II. Dünya savaşında ailesiz kalan iki kardeşin öyküsü bu. Gerçek hayattan esinlenilerek yapılmış. O aç kalışları o çocukların, yalnız kalışları tekrar sövdürüyor düzene. Ulan bi bitin be, güç gösterisi yapacaksanız bulun kendinize bir ütopya ne halt yiyorsanız yiyin ama şu çocuklara ellemeyin. Savaş ne? Ne o savaş? Yetişkinlerin iktidarsızlıklarını giderme yöntemi mi? Kendi aranızda ne kan dökerseniz dökün ama ne çocuklara ne de onların anne babasına zarar vermeyin artık. Çocuklara ve onların ağlamasına dayanamıyorum.


Sen var ya sen... Sen beni üç kilo ağlattın ya... Ah ah... Şu sevimliliğe bakın... TT*TT


2 yorum:

Büş chan dedi ki...

Liste çok güzel olmuş elinize sağlık genelde ağlatan şeylerden kaçarım ama izleyesim geldi :)

Unknown dedi ki...

Bu aralar izlemiyor musun listedikierden izlediklerim var bende sanat filmi aşığıyım nobody knows da feci apladım daha aktif ol lütfen yeni yeni keşfettim bloğunu 😂

Yorum Gönder

 

Misha's world Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea